BLOG

Ne yersen O'sun

Yediğiniz yemeğe göre zihniniz ve bedeniniz form alır. Alman filozof Ludwig Feuerbach 1850'de "İnsan, yediği şeydir" demiştir.

Yediğiniz yemeğe göre zihniniz ve bedeniniz form alır.

Alman filozof Ludwig Feuerbach 1850'de "İnsan, yediği şeydir" demiştir.  

Feuerbach’ın bu açıklaması Hipokrat ve Geleneksel Çin Ayurveda Asya bilgeliğine de karşılık gelir. "Diyet, sağlığın temelidir".

"Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" Jean Anthelme Brillat Savarin’in dediği gibi yediklerimiz bizi şekillendirir.

Ne yersen O’sun. Bu size de tanıdık geliyor mu?

Ne yersen O’sun; aslında sen sindirdiğin veya sindiremediğin şeysin.

Bedeninizde yer alan 100 trilyon hücrenizi nasıl besliyorsunuz? Yaşamsal maddeler açısından zengin taze yiyeceklerle yani meyve ve sebzeyle mi, yoksa hazır işlenmiş gıdalarla mı besleniyorsunuz?

Ne yersen O’sun. Vücudunun beslendiğin gıdalardan oluştuğunu biliyor musun?

Et obur olan hayvanlar pek uysal değildir. Ot obur olanlar ise genelde saldırgan değildir. Şeker yiyerek de sağlıklı olan canlı yoktur. İnsan bedeni sağlıklı çalışabilmek için düzenli, dengeli beslenmeye ve yaşamsal gıda dediğimiz vital gıdaya ihtiyaç duyar.

İdeal olarak vitaminler, mineraller, enzimler, amino asitler, yağ asitleri gibi tüm gerekli yaşamsal maddeleri vücuda sağlamak için günde üç - beş porsiyon taze meyve ve sebze tüketilmelidir. 

Vücudun sorunsuz çalışması, formda ve sağlıklı kalması için bu yaşamsal gıdalara ihtiyaç vardır. Meyve ve sebze tüketemiyorsanız taze sıkılmış sebze ve meyve suları (abartmamak şartı ile), çorbalar, salatalar ile bu ihtiyacı karşılayabilirsiniz. Örneğin, iki bardak taze sıkılmış meyve ve sebze suyu istenen miktarı içerir.

Zinde, canlı, güzel, sakin ve sağlıklı kalmak istiyorsanız kaloriden ziyade günlük alacağınız yaşamsal gıdalara dikkat etmelisiniz.

Eski alışkanlıklara veda etmek, düşünce kalıplarını kırmak ve her şeyden önce zayıf benliğinizi alt etmek o kadar kolay olmayabilir. Bunun için emek vermeniz ve bu tarz beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmeniz gerekir.

Unutmayın, gün boyunca vücudun inanılmaz yeteneklerini kullanıyoruz. Bedenimizle kilometrelerce yürürüz, en ağır yükleri taşırız, renkli manzaraları keşfederiz, en güzel müzikleri dinleriz, en büyük mutlulukları yaşarız, en güzel kokuları koklarız ve tüm gün düşünürüz. 

Vücudunuza fonksiyonel sağlıklı hücreler için istediği vital besinleri aldığınızda ne olur? Saçlarınız daha güçlü ve parlak hale gelir, cildiniz daha parlak, esnek ve dolgun görünür, kalbiniz daha sakin bir şekilde atar, konsantrasyonuz artar, duyarlı ve sakin olursunuz. Yaşamsal gıda dediğimiz vital gıdaları tüketerek daha sağlıklı ve üretken olduğunuzu kısa zaman içinde fark edeceksiniz.

Fakat bu değişim bir gecede olmaz. Sabır ve emek ister. Her gün ve basit bir şekilde yaşamsal gıdalar açısından zengin yiyecekleri nasıl tüketebileceğinizi ve böylece nasıl düzgün şekilde besleneceğinizi öğrenebilirsiniz.

Süper yiyecekler

Süper yiyecekler, süper besinler, süper gıdalar özellikle belirli yaşamsal maddeleri yüksek konsantrasyonda içeren mümkün olduğunca doğal olarak tüketilmesi gereken gıdalardır.  Yaşamsal gıdalar mineral ve vitamin eksikliğinizi giderir. Süper yiyeceklerin lezzetli olması gerekmez, aynı zamanda acı da olabilirler.

Gelin şimdi süper gıdaları yakından tanıyalım:

Probiyotikler - Mikrobiyom

Probiyotikler ve mikrobiyom vücudumuzda yaşayan büyük mikroorganizma kolonisinden oluşur. Çoğunluğu bağırsaklarda, aynı zamanda cildimizde, ağzımızda ve vücudumuzun diğer bölgelerinde bulunur. Bu mikroorganizmalar, tüm hücrelerimizin sayısından çok daha fazladır. Bu mikroorganizmalarla ortak bir yaşam sürüyoruz ve onlardan önemli ölçüde yararlanıyoruz.

Bağırsaktaki ve ciltteki Mikrobiyomumuzu nasıl güçlendirebiliriz?

Bağırsaklar için faydalı olan bu besinler mutlaka tüketilmelidir:

Canlı bakteri kültürlerine sahip olan bu probiyotik ürünler günde bir kez tüketilmelidir:

Tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve kuruyemişler gibi lif içeriği yüksek prebiyotik ürünleri de mutlaka tüketmelisiniz.

Bağırsak sağlığı için uzak durmanız gereken besinler:

Lokmalarınızı düzgün ve iyi çiğneyin

Çoğu insan sadece birkaç kez çiğner ve sonra her şeyi yutar. Yavaş yemekle birlikte dikkatli çiğneme, kilo vermenin kolay bir yoludur. Her lokmayı ne sıklıkla çiğnediğinizi kendiniz gözlemleyin.

Yoğun çiğneme, ekmek veya havuç gibi daha sert yiyeceklerle en iyi şekilde uygulanır. Başlangıçta her bir lokmayı en az 20 kez çiğnemeyi ve ardından bunu daha da arttırmayı deneyin. 

Doğru Çiğnemenin Faydaları

Duygusal açlık

Üzgünlük, kızgınlık, yalnızlık, stres veya heyecan duyguları genellikle yemekle hafifletilmeye çalışılır.

Belirli yiyecekleri tüketmenin daha iyi hissettirdiğini ve kısa süreli de olsa ağrıyı veya kötü hissi azaltabildiğini biliyoruz. Ancak yemek yiyerek duygu yükünden tamamen kurtulamayız.

Bu durumu düzeltmenin ilk adımı, duygusal nedenlerle yediğinizi fark etmektir. O zaman kişi kendine bu durumun nedenini sormalıdır. Belirli bir yiyeceğe her uzanışınızda kendinize şu soruyu sormalısınız: Gerçekten aç mıyım yoksa tamamen farklı bir nedenle mi yiyorum? Aç değilseniz yeme isteğinin nedenini bulmak her zaman kolay olmayabilir.

Can sıkıntısı, yalnızlık veya mutsuzluk yüzünden mi yiyorsunuz? Yeme alışkanlıklarınızın planı, beslenme davranışınızı daha kesin bir şekilde belirlemenize ve bunların arkasındaki nedenleri bulmanıza yardımcı olabilir.

Sık sık duygusal açlık yaşayan kişiler, rahatsız edici duygulardan kaçınmak ve bunlarla başa çıkmak için yiyeceklerle kendilerini sakinleştirseler de bu ödül geçicidir. Kaçınmak istediğiniz duygular hala orada dururlar. Ancak yemek yemenin duygusal tetikleyicilerini fark ettiğinizde daha sağlıklı yollar bularak ve duyguları doğru şekilde yöneterek duygusal yemeyi nasıl durduracağınızı da öğrenebilirsiniz. 

Gelin burada aşırı yemeye neden olan en yaygın üç duyguyu yönetmeye yardımcı olacak bazı alternatifleri konuşalım.

Stres ve öfke

Stres, artan kalp atış hızı ve kan basıncı gibi öfke ile aynı tepkilere neden olabilir. Çok fazla stres ve / veya öfke nedeniyle yemek yiyorsanız aşağıdaki aktiviteler sizi sakinleştirebilir ve bu duygularla daha iyi başa çıkabilirsiniz.

Üzüntü ve yalnızlık

Bu iki duygu genellikle birlikte ortaya çıkar. Yalnızlık üzüntüyle sonuçlanabilir ve üzgün insanlar çoğu zaman geri çekilir, yalnızlaşır. Özellikle kederliyken ya da yalnız başınıza çok zaman geçirirken yiyeceklerle kendinizi rahatlatmak ve sakinleştirmek kolaydır. Bu nedenle bu rahatsız edici duyguları olumlu eylemlerle değiştirmeye çalışmalısınız. Bir tatmin kaynağı olarak alternatif aktiviteler bulmayı öğrenin. 

Egzersiz ruh halini düzeltir, endorfin salgılar (beyindeki iyi hissetme hormonları) ve uyuşturucudan daha fazla bağımlılık yapıcı olduğu gösterilmiştir. Her türlü egzersiz tercih edilebilir. Bisiklete binmek veya yürüyüş yapmak, lezzetli ama sağlıksız yiyeceklere karşı direnmeyi kolaylaştırır.

Evcil hayvan beslemek de üzüntünüzü azaltır. Hayvanların koşulsuz sevgisi vardır. Evcil Hayvanınız yoksa yerel hayvan barınağına gidebilirsiniz.  Böylece yalnızlık hissiniz azalacaktır.

Sosyal ilişkilerinizi geliştirin. Arkadaşlarınızla ve aile üyelerinizle tekrar ilişki kurun. Bu iletişimi sosyal medyadan ziyade ya ziyaret ederek veya telefon ederek sağlayın.

Duygusal açlığı önlemeye dair ipuçları

Bu konuda daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız Güzel, Mutlu ve Sağlıklı -  Holistik Beslenmeyi Keşfet”, “Duygusal Beyin Bağırsak” ve “100 Yıl Yaşamak Mümkün” kitaplarımdan faydalanabilirsiniz.