Nedeni yedikleriniz değil sindiremedikleriniz

Dr. Hüseyin Nazlıkul yazdı...

Kilo veremiyor ya da sürekli kilo mu alıyorsunuz...

Sebep Aynı Değil: Sindiremediklerimiz, Yediklerimizden Daha Büyük Bir Sorun

Modern tıbbın en sık karşılaştığı yakınmalardan biri:

“Ne yaparsam yapayım kilo veremiyorum...”
veya
“Neredeyse hiçbir şey yemiyorum ama yine de kilo alıyorum...”

Bu iki zıt gibi görünen durumun arkasında aynı türden bir sorun olabilir: Bozulmuş içsel denge, yani regülasyon bozukluğu.

Sorun Kaloride Değil, Sindirimde

Kilo alıp verememe, sadece yediklerimizle değil, sindirebildiklerimiz ve hücreye ulaştırabildiklerimizle ilgilidir.

Hücreye besin geçmiyorsa, alınan kalori yalnızca “yük” olur.
Bu yük, zamanla bağ dokuda şişlik, lenfatik tıkanıklık, mitokondri yetersizliği, hatta insülin direnci gibi sonuçlar doğurur.

Florası Bozulmuş Bağırsak, Beyni de Metabolizmayı da Etkiler

Bağırsak florası, sindirimden bağışıklığa, beyin kimyasından hormonlara kadar her sistemi etkileyen ikinci beyin olarak tanımlanır.
Eğer bağırsakta Candida albicans gibi maya türleri çoğaldıysa, floradaki faydalı bakteriler azaldıysa veya bağırsak geçirgenliği bozulduysa, bu durumda şunlar kaçınılmaz hale gelir:

  • Şişkinlik, gaz, irritabl bağırsak sendromu
  • Tatlıya düşkünlük ve yeme atakları
  • Uyku düzensizlikleri ve duygu durumu bozuklukları
  • Sürekli yorgunluk ve kilo inatçılığı

Asit-Baz Dengesi ve Latent Asidoz

Kronik yorgunluk, kilo direnci ve hücre içi enzimatik blokajların arkasında sıkça rastlanan durumlardan biri de latent (gizli) asidozdur.
Bu, kanda değil ama dokularda süren kronik bir asit yüklenmesidir.
Geç saatlerde yemek yemek, hızlı yemek yeme, stres altında sindirim, kafeinli ve paketli ürün tüketimi bu dengesizliğe katkı sağlar.

Ağır Metaller ve Elektrosmog: Görünmeyen Tetikleyiciler

Cıva, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller ve günümüzün görünmez tehdidi elektrosmog (Wi-Fi, cep telefonu, ekran ışıkları) metabolizmayı baskılar.
Bu maddeler ve elektromanyetik yükler:

  • Hücre zarını geçirgen kılar,
  • Mitokondriyi baskılar,
  • Detoks organlarını (karaciğer, lenf, böbrek) yorar,
  • Otonom sinir sisteminin düzenini bozar.

Ve sonuçta: Kilo veremeyen ama sürekli yorgun hisseden bir beden...

Çözüm: Bütüncül Bir Detoksifikasyon ve Regülasyon Planı

Tek başına diyet listeleri yetmez. Her bedenin ihtiyacı farklıdır.

Regülasyon tıbbı yaklaşımında ise öncelikle şu adımlar izlenir:

  • Bağırsak florasının onarımı
  • Candida ve mantar yükünün azaltılması
  • Asit-baz dengesinin restore edilmesi
  • Ağır metal ve toksin detoksifikasyonu (fitoterapi & şelasyon destekleri)
  • Sinir sistemi regülasyonu (nöralterapi & vagal tonus aktivasyonu)
  • Hücre düzeyinde enerji desteği (Q10, NADH, mitokondriyal destek)

 

Yalnızca Yediğimiz Değil, Nasıl Yaşadığımız da Bizi Şekillendirir

Yavaş yemek, şükürle yemek, sessiz ortamda sindirerek yaşamak... İşte tüm bunlar sadece kültürel bir öğreti değil, biyolojik bir zorunluluk artık.

Çünkü beden yalnızca besinle değil, bilgiyle, nefesle, çevreyle ve duygularla da beslenir. Ve bu bütünlükte eksik olan her parça, bedenin kilo dengesini de etkiler.

Kilo verememek ya da durduk yere kilo almak sadece irade meselesi değildir. Biyolojik yük, duygusal yük ve toksik yük birlikte değerlendirilmelidir.

Eğer siz de böyle bir döngüdeyseniz, belki de artık aynaya değil, içsel dengeye bakmanın zamanı gelmiştir...

Nöralterapi ve Hüseyin Nazlıkul'un diğer tedavi yöntemlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Hüseyin Nazlıkul

Odatv.com