XXI. Herget Sempozyumu'nun Ardından: Birlikte Büyüyen Bir Yol ve İstanbul 2027
İki güzel, yoğun ve gerçekten dolu dolu günün ardından XXI. Geleneksel Herget Nöralterapi ve Regülasyon Tıbbı Sempozyumu’nu tamamladık.

Şimdi geriye dönüp baktığımda yorgunluktan çok mutluluk ve şükran hissediyorum.
Çünkü bir bilimsel toplantının başarısı yalnızca programının doluluğuyla, kaç sunum yapıldığıyla ya da salonda kaç kişinin bulunduğuyla ölçülmez. Benim için asıl değer; insanların oraya hangi duyguyla geldiği, ne kadar paylaştığı, birbirini ne kadar dinlediği ve toplantı bittikten sonra yanında ne götürdüğüdür.

Bu sempozyumda bunu fazlasıyla hissettim.
2003 yılından bu yana sürdürdüğümüz Herget geleneğinin XXI. buluşmasında yine aynı temel düşüncenin etrafında bir araya geldik: İnsanı parçalarına ayırmadan anlamaya çalışmak.
Nöralterapiyi yalnızca bir enjeksiyon tekniği olarak görmedik. Otonom sinir sistemini, ekstraselüler matriksi, mikrosirkülasyonu, inflamasyonu, metabolizmayı, hormonal sistemi, fasya ve lokomotor sistemi; kısacası organizmanın birbirine bağlı regülasyon ağlarını birlikte ele aldık.
Bu yılki ana temamız da zaten bunu anlatıyordu: “Regülasyon Tıbbında Yeni Ufuklar: Otonom Sinir Sisteminin Nöralterapi ile Modülasyonu.”
Ama benim için toplantının en güzel taraflarından biri, bilginin yalnızca kürsüden salona doğru akmamasıydı.
Sorular soruldu. Farklı görüşler dile getirildi. Klinik deneyimler paylaşıldı. Yuvarlak masalarda bazen aynı konuya farklı pencerelerden baktık. Workshoplarda elimizi işin içine soktuk. Vaka sunumlarında günlük hekimlik pratiğinin gerçek sorunlarını konuştuk.
Bilim biraz da budur.
Her şeyi bildiğimizi düşünmek yerine birbirimizin deneyiminden öğrenebilmek…
Bu Başarı Hepimizin

Böylesine kapsamlı bir toplantı birkaç kişinin emeğiyle gerçekleşmiyor. Aylar öncesinden başlayan, çoğu zaman dışarıdan görünmeyen büyük bir hazırlık var.
Öncelikle Sempozyum Başkanlarımız Dr. Tijen Acarkan ve Dr. İlhan Demiryılmaz’a gönülden teşekkür etmek istiyorum.
Tijen ve İlhan yalnızca programın oluşmasında değil, toplantının ruhunun şekillenmesinde de büyük sorumluluk üstlendiler. Dostlukları, emekleri ve nöralterapiye yıllardır verdikleri katkı benim için ayrıca kıymetlidir.
Bilimsel Sekretaryamızda görev alan Dr. Mehmet Ali Elmacıoğlu ve Dr. Dt. Burak Büyüktürk de bu toplantının yükünü omuzlayan isimlerdendi. Bilimsel programın hazırlanmasından oturumların yürütülmesine kadar gösterdikleri özveri için ikisine de ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ve elbette sevgili Elvan Ataç…
BNR Sekreteryası olarak aylar boyunca bu organizasyonun görünen ve görünmeyen hemen her noktasında büyük emek verdi. Telefonlar, yazışmalar, kayıtlar, katılımcılar, son dakika değişiklikleri, onlarca küçük ayrıntı… Bir kongrenin sahnede görünen kısmının arkasında ne kadar büyük bir emek olduğunu bu işleri yapanlar çok iyi bilir.
Sevgili Elvan’a sabrı, özverisi ve BNR ailesine gösterdiği aidiyet için özellikle teşekkür ediyorum.
Organizasyonun gerçekleşmesinde büyük emeği bulunan META Turizm’den sevgili Okan Sezginel’e de özel bir teşekkür borçluyum. Uzun yıllara dayanan dostluk ve çalışma anlayışı içerisinde yine yanımızdaydı. Bir bilimsel toplantının yalnızca bilimsel programdan ibaret olmadığını; konaklamadan salona, ulaşımdan teknik ayrıntılara kadar her şeyin bir bütün olduğunu biliyoruz. Okan’ın çözüm odaklı yaklaşımı ve emeği bu süreçte bizim için çok değerliydi.
Bilgilerini Paylaşan Bütün Arkadaşlarıma Teşekkür Ediyorum
İki gün boyunca bilimsel programımıza sunumları, moderasyonları, vaka tartışmaları, yuvarlak masaları ve workshoplarıyla katkıda bulunan bütün meslektaşlarım bu toplantının gerçek zenginliğini oluşturdular.
Fatma Gülçin Ural Nazlıkul, Mehmet Dinçer Bilgin, Tijen Acarkan, İlhan Demiryılmaz, Füsun Şahin, Ferda Firdin, Neslihan Özkan, Pınar Yalçın Bahat, Mehmet Ali Elmacıoğlu, Burak Büyüktürk, Demet Erdoğan, Özden Sibel Odabaşı, Bilgehan Biçer, Mustafa Evrensel, Ömer Soyak, Yusuf Tamam, İhsan Başpınar, Cüneyt Tamam, Aziz Denli ve veteriner hekim Onur Jılta’ya ve programın farklı aşamalarında emeğini ortaya koyan bütün arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Her biri kendi bilgi ve deneyimini ortaya koydu…
Özellikle yuvarlak masa toplantılarının canlılığı beni ayrıca mutlu etti. “VSS’nin Tanı ve Tedavideki Yeri” ile “Arınmanın Biyolojik Boyutu” başlıklarında yapılan tartışmalar, farklı klinik deneyimlerin aynı masa etrafında buluşmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Alt ve üst ekstremite muayenesi ve nöralterapi yaklaşımı, hormon aksı, şelasyon ve detoks organları üzerine gerçekleştirilen workshoplarda ise teorik bilginin uygulamayla buluşmasına tanıklık ettik. Multidisipliner vaka oturumlarımız da günlük hekimlik pratiğine dokunan güzel örnekler sundu.
BNR Eğitmenlerine Ayrı Bir Teşekkür
Burada özellikle BNR eğitmenlerimize bir parantez açmak istiyorum.
Türkiye’de nöralterapi bugün belirli bir bilimsel birikime, eğitim sistemine ve hekim topluluğuna ulaşmışsa bunun arkasında yılların emeği vardır.
Bir bilgiyi öğrenmek başka şeydir, onu paylaşmak başka…
Yıllardır hafta sonlarını, zamanlarını ve deneyimlerini genç meslektaşlarına ayıran; kurslarda, workshoplarda ve klinik eğitimlerde bilgisini saklamadan aktaran bütün BNR eğitmenlerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Çünkü bir ekol ancak bilgisini bir sonraki kuşağa aktarabiliyorsa yaşar.
Bizim asıl sorumluluğumuz da budur.
Nöralterapiyi bizden sonraki kuşaklara daha bilimsel, daha güçlü ve daha sorgulayıcı bir anlayışla bırakabilmek.
Asıl Teşekkür Salondaki Hekimlere
Ve tabii ki bu sempozyumun gerçek sahiplerini unutmamak gerekir:
Katılan hekimlerimizi.
Türkiye’nin farklı yerlerinden gelerek iki gün boyunca bizimle olan, sabahın erken saatinden son oturuma kadar salonları dolduran, soru soran, tartışan ve deneyimlerini paylaşan bütün meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.
Siz olmadığınız zaman kürsünün de anlamı yok.
Bir bilimsel toplantıyı değerli yapan, kürsüde anlatılan bilginin karşı tarafta merak uyandırmasıdır.
Bu nedenle her bir katılımcımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bize Destek Olan Dostlarımıza
Bilimsel organizasyonların sürdürülebilmesi için destek veren kurumların katkısı da çok kıymetli.
Başta Kadir Tataroğlu olmak üzere sempozyumumuza destek veren, stantları ve ürünleriyle toplantımızda yer alan bütün firmalara ve temsilcilerine teşekkür ediyorum.
Bilimsel bağımsızlığımızı koruyarak, hekimlik alanındaki yeniliklerin ve farklı ürünlerin meslektaşlarımızla buluşmasına imkân veren bu desteklerin değerini biliyoruz.
Ayrıca otelin çalışanlarından teknik ekibe, kayıt masasından salon düzenine kadar iki gün boyunca arka planda çalışan herkese teşekkür ediyorum.
Bir toplantının başarısında bazen ismini hiç bilmediğimiz insanların da büyük payı vardır.
Şimdi Sıra İstanbul 2027'de
XXI. Geleneksel Herget Sempozyumu bitti.
Ama aslında bizim için yeni ve daha büyük bir yolculuk şimdi başlıyor.
11–13 Haziran 2027 tarihlerinde İstanbul’da 5. Dünya Nöralterapi Kongresi’ni gerçekleştireceğiz.
Şimdiden kolları sıvadık.
İstediğimiz yalnızca kalabalık bir kongre yapmak değil.
İstediğimiz, Türkiye’ye yakışan bir Dünya Kongresi yapmak.
Dünyanın farklı ülkelerinden nöralterapi ve regülasyon tıbbına emek veren hekimleri, bilim insanlarını, eğitmenleri ve genç araştırmacıları İstanbul’da aynı çatı altında buluşturmak istiyoruz.
Nöralterapinin tarihsel köklerine sahip çıkarken geleceğini de konuşmak istiyoruz.
Spiess’ten Ricker’e, Huneke kardeşlerden Dosch’a, Herget’ten Bergsmann’a, Barop ve Fischer’e uzanan büyük bilgi ve deneyim zincirini; bugün nörofizyoloji, otonom sinir sistemi, fasya, immünoloji, mikrosirkülasyon ve modern regülasyon araştırmalarıyla buluşturmak istiyoruz.
Çünkü geçmişe saygı duymak, geçmişte kalmak değildir.
Tam tersine, bize bırakılan bilgiyi çağın bilimiyle yeniden sorgulamak ve bir sonraki kuşağa daha güçlü bırakmaktır.
Dünya Kongresi’nde yalnızca ustaları dinlemek istemiyoruz.
Genç meslektaşlarımızın da söz almasını, araştırmalarını paylaşmasını, soru sormasını ve nöralterapinin geleceğinde yerini almasını istiyoruz.
Farklı ülkelerden, farklı okullardan ve zaman zaman farklı düşünen insanları aynı masaya oturtmak istiyoruz.
Çünkü yıllardır söylediğim bir söz var:
Farklılıklarımız zenginliğimizdir.
Aynı düşünmek zorunda değiliz.
Ama birbirimizi dinlemek, birbirimizden öğrenmek ve hastalarımız için daha iyisini aramak zorundayız.
XXI. Herget Sempozyumu bana bir kez daha gösterdi ki Türkiye’de bunu yapabilecek güçlü bir nöralterapi ailesi var.
Bu nedenle bugün yalnızca geride bıraktığımız başarılı bir sempozyum için teşekkür etmiyorum.
Aynı zamanda yeni bir yolculuk için hepinize sesleniyorum:
11–13 Haziran 2027’de İstanbul’da buluşalım.
Dostlarımızı dünyanın dört bir yanından İstanbul’a davet edelim.
Bilgimizi paylaşalım.
Deneyimlerimizi tartışalım.
Gençlere yer açalım.
Geçmişimize vefa gösterirken geleceğe birlikte bakalım.
XXI. Herget Sempozyumu’na katılan, sunum yapan, moderatörlük üstlenen, workshoplarda çalışan, soru soran, organizasyonda görev alan, destek veren ve uzaktan ya da yakından bu güzel buluşmaya emeğini koyan herkese bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.
Yirmi yılı aşkın süredir bu yolu birlikte yürüyoruz.
Nice dostluklar kurduk, nice hekim yetiştirdik, birbirimizden çok şey öğrendik.
Şimdi önümüzde yeni bir eşik var.
İstanbul 2027.
5. Dünya Nöralterapi Kongresi.
Bu kongre hepimizin kongresi olacak.
Ve inanıyorum ki yine birlikte başaracağız.
Bilgi paylaşıldıkça çoğalır.
Deneyim aktarıldıkça anlam kazanır.
Vefa ise geçmişi geleceğe bağlayan en güçlü köprüdür.
İyi ki varsınız.
Hepinize emekleriniz, dostluğunuz ve nöralterapiye kattığınız değer için gönülden teşekkür ediyorum.
11–13 Haziran 2027’de İstanbul’da buluşmak dileğiyle…
Sevgi, saygı ve vefayla,
Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul
BNR Başkanı
IFMANT Başkanı